26 Ocak 2021 Salı

ANTİKA DÜKKANI

Eski bir antika dükkanıydı. Ön kapının beyaz boyaları soyuluyordu. Alttan görünen ahşap rengi ise girişe olduğundan daha mistik bir hava veriyordu. Hemen yanındaki ahsap penceresinin önünü  pembe sardunyalar süslerken geleni de sardunya kokusu karşılıyordu.  Ama dükkana adım atıldığı anda bu güzel koku yerini kapı üstündeki çan  sesine eşlik eden buram buram tarih kokusuna bırakıyordu. Tarih kokusu dediysem basbaya toz ve rutubet kokusu işte. Eski olan yerde başka ne kokacak ki! Girişin tam karşısında göze ilk çarpan şey duvardaki dev guguklu saatti. Bilmem kaç yüzyıllık olduğu her halinden belli olan bu saat zamana meydan okurcasına ötmeye devam ediyordu her saat başında. Hemen altındaki eski bir gramofondan Müzeyyen Senar çalıyor, insanı alıp maziye götürüyordu. Ne yana baksan ayrı bir hatıra canlanıyordu gözünde. Eski plaklar, köstekli saatler, radyolar, vazolar... Ses eski, koku eski, görüntü eski...E ben de pek yeni sayılmam hani. Taş yerinde ağırdır diye boşuna dememişler. Ne yapalım! Her yeni eskir ve eski ancak eskiye huzur verir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

AKHILLI OYUN 3. BÖLÜM

  BU NİKAH KIYILAMAZ Konakta tam bir panik havası vardı. Herkes bir yerlere koşuşturuyor, telaşla yetiştirememekten korktukları düğün hazırl...