22 Aralık 2020 Salı

M.Ö AY VE GÜNEŞ

 


M.Ö AY VE GÜNEŞ

     Miladın adının dahi duyulmadığı bir zamanda, evrenin belki de en sıkıcı noktasında, monotonlaşmış hayatlarına renk katmak için çabalayan üç beş milyar gezegen, meteor ve yıldız vardı. Bunların arasında en büyük zevkleri dünyayı izlemek olan Ay ve Güneş yaşardı. Yine bir gün bu iki dost yıllardır devam eden bir savaşı seyre dalmışlardı. Çekirdek sesleri uzay boşluğunda yankılanırken, kendi yörüngesinde aheste aheste hareket etmeye devam eden Ay:

-Yav bu Persler ne dehşetli bi imparatorluk. Heç acımaları yoh valla, diye söylendi.

- Medler de onlardan aşağı kalmaz ayol, diye lafa girdi Güneş. Dudağının kenarına yapışan çekirdek kabuğunu tükürdükten sonra da ekledi:

-Baksana nasıl canhıraş hazırlanmışlar.

-Ama onlar daha ılımlı. Bah şimdi haklarını yemeyelim.

- Ilımlı olsa ne olacak kuzum ikisinin de kökü İran değil mi?

-Yooo Medlerde az buçuk Türklük var diyolar. Bahsana yiğitliklerinden belli.

- Ayyy! Gerçekten kız, Medlere ayrı kanım kaynıyor. Aaa çekirdeğin mi bitti senin? Kız niye söylemiyon? Al al tazecik kavuruverdim. Bu heyecan çekirdeksiz gitmez.

- He ya! Allah geçmişlerinin canına değdirsin iyi gitti valla. Eee Güneş bacım ne diyon şimdi bunlara? Hangisi gazanır acep?

-Bence bu sefer Medler alır

-Yok yav yıllardır didişir bunlar, bi arpa boyu yol aldıhlarını görmedim. Ama bize eğlence çıkıyo işte. Yoksa aha bu Satürnün bi o yana bi bu yana halka döndürmelerine tav olurduk.

- Ama böyle de Satürnden bir farkı kalmadı ki ayol Dünyanın. Hep aynı şey. Önce Medler Persleri yeniyor. Sonra Persler Medleri. Ne kinleri bitiyor ne düşmalıkları. Bi uzlaşsalar da yeni yeni olaylar yaşansa.  Yepyeni tarihler yazılsa keşke.

-Yoh yav! Senin o dediğin anca 2020 de olur ona da ohooo çoook var daha.

-Aaaa bak aklıma ne geldi bi önüme geçsene bir şey deneyeceğim.

- Niye yav

- Geç seeen

- Vallah bu kadınları anlamak güç. E hadi geçtim noldu?

- Gördün mü bak her yer kararınca bizim aslan parçaları nasıl süt dökmüş kediye döndü

-Abovvv uydu yayını gitti ellaam. Görüntü karardı.

- Ayyy çok cahilsin güneş tutulması oldu ayol . Çekil şimdi.

-Biliyoz herhalde espri yaptık. Ama senden korkulur ha. Kız nasıl da geldi aklına güneş tutulması. Valla şeytanın aklına gelmez ha, diye söylenerek  güneşin önünden çekildi.

      O an Güneşin keyfine diyecek yoktu. Persler ve Medlerin havanın birden kararıp aydınlanması karşısındaki şaşkınlığı görmeye değerdi. Olanları Tanrının bir uyarısı zannedip sağa sola kaçıştılar. Din dil ırk ayrımı yapmadan birbirlerine sarıldılar. Kılıç, kalkan,ok ne kadar savaş aleti varsa etrafa saçtılar. Bi devekuşu misali kafalarını toprağa gömmedikleri kaldı. İşte o an aralarındaki savaşa bir son verdiler.

      Güneş, olanları izledikçe "bir topluluk nasıl bu kadar güçlü ve aynı zamanda cahil olabilir" diye kendini gülmekten alamadı. Kahkahaları uzay boşluğunu çınlatırken, şen sesi sıcaklığına sıcaklık kattı.

- Bak bizim şu şaskolozların haline? Neye uğradıklarını şaşırdılar ayol hahaha! İşte böyle bitirirler aranızdaki hüsumeti. Ay not et  bunu bir kenara. Belki ilerde yazmak isteyen olur.MÖ 500 Güneş tutulması.

19 Aralık 2020 Cumartesi

HANGİ ÇENTİKLER

HANGİ ÇENTİKLER

   Edirne Camiinin ihtiyar cemaat üyeleri, tesbihlerini çekip dualarını ettikten sonra kalabalık dağılana kadar kendi aralarında hasbihali adet edinmişlerdi. İçlerinden biri yıllardır gördüğü ama anlam veremediği mermer direk üzerindeki ters laleyi işaret ederek söylendi:
- Mimar Sinan gibi usta bir mimar böyle bir hatayı nasıl yapar aklım almıyor.
 - Hata dediğin şey lale görünümlü bir şemsiyedir. Tüm inananları bir kutsal çatı altında toplamayı simgeliyor.
- Yok be kardeşim! Ne şemsiyesi! Bu ters lale Mimar Sinan'ın camiyi yaparken destek görmediği devlet erkanına bir stemi.
- Amma attın ha! O da destek gömediyse kimse görmemiştir. El üstünde tuttular adamı ya hu! Ben daha geçenlerde belgeselde izledim bu ters lalenin hikayesi çok farklı. Biz şimdi bu laleyi ters görüyoruz ya, aslında ters değil. Biz onu düz görecek olgunluğa erişememişiz. O mertebeye ermek kim, biz kim?
- Doğru diyorsun da hadi biz o olgunluğa ermedik. Koskoca memlekette tek bir Allah' ın kulu, ilim erbabı yok mu? Bir kişiden bile duymadım düz gördüğünü!
- Hep kulaktan dolma bilgilere itibar ediyorsunuz mirim. Ben size işin aslını anlatayım. Koca Sinan bu lale figürlerini yaptırirken en uzun yaprağının kıbleye bakmasını istemiş ama nakışı işleyen yanlış yöne yapmış. Sinan laleyi çok beğenmiş ama kıblenin tersine bakan ucuna da canı sıkılmış. Hassas bir şekilde kazıyıp ters cevirmisler. Kıbleyi göstermesi düz durmasından iyidir diye.
- Haha hiç güleceğim yoktu. Bu mu senin kulaktan dolma olmayan bilgin. Bir kere Mimar Sinan bu laleyi Peygamber Efendimizin sözüne ithafen yapmış. "Hüzünlüyken gökyüzüne, mutluyken yeryüzüne bakın" sözüne uyarak mutlulukta tevazuyu simgelemis.
- Tamam arkadaşlar hepinizin hayal gücü muhteşem ama işin aslını öğrenme vaktiniz geldi. Bu lalenin yıllar geçtikçe işlenmiş olduğu mermerden aşağı doğru hareket ettiği rivayet edilir. Dikkat ettiyseniz figürün üstü yıllar önce atılmış çentiklerle doludur. Sanki birileri lalenin bulunduğu yeri çentiklemiş, ama o hala inmeye devam ediyormuş gibi. O lale zeminle kucaklaştığında da kıyamet kopacaktır. Çentikleri görmeyen o dehşeti hissedemez.
     O ana kadar gelen tüm teorileri ciddiyetsiz dinleyen ihtiyarlar son rivayet üzerine gözlerini centiklerden kaçırarak tecahül arifin dibine vurdular.
- Hangi çentikler?

10 Aralık 2020 Perşembe

Uykusuzluk

 

                                                    UYKUSUZLUK

    


    Hayatım boyunca ağzıma tek damla içki koymadım. Ama "güpegündüz içki mi içtin?" serzenişleriyle o kadar çok karşılaşıyorum ki; kendimden şüphe etmeye başladım. İnsanlar da haklı. Çünkü semptomlar aynı. 

    Ayaklarının altındaki zeminin kayması, sendeleme, boş bakışlar, söylediğini sanıp söyleyemediğin kelimeler, hemen ardından o söyleyemediğin kelimelerin muhataplarınca anlaşılmamasına sinirlenme, ama sinirlendiğini ifade edecek kelimeleri bile seçememe, sadece dili  ağzında öfkeyle bir şey arıyormuşçasına geveleme, nerde olduğunu ve ne yaptığını algılayamama derken en sonunda beynindeki uğultuyla savaşırcasına kafana vurduğun bir kaç darbe ile kendine gelmeye çalışmanın ardından kuş tüyü yastıktan bile rahat gelecek, bulduğun ilk zeminin çekimine kendini bırakma. İlk bakışta sarhoşluğu andıran tüm bu reaksiyonlar sadece uykusuzluğun eseri. 

    Gecemi gündüzüme katıp kitabımı yetiştirmeye çalıştığım şu günlerde bana sarhoş muamelesi yapmayın üleeen....Hâââ puuuşşş hââaaaa puuşşş...

3 Aralık 2020 Perşembe

Yazmaya Cesaret

   
  Koca bir ömrü düşünerek geçirdin. Sevdin düşündün, umut ettin düşündün, korktun düşündün, kırıldın düşündün, kırdın yine düşündün... Öyle çok düşündün ki; gün geldi kelimeler zihnine sığmaz oldu. Hepsi birer birer infilak etti de parçalarını toplayamadın. Bu sığ zihin yapısına israf edilen düşünceler silsilesi ile ne zamana kadar bogusacaksın?
   Haydi al kalemi eline! Boşalt zihnini ve tüy gibi hafifle. Bundan sonra da kağıt düşünsün, kalem düşünsün yazı düşünsün....

AKHILLI OYUN 3. BÖLÜM

  BU NİKAH KIYILAMAZ Konakta tam bir panik havası vardı. Herkes bir yerlere koşuşturuyor, telaşla yetiştirememekten korktukları düğün hazırl...